Seçmeli Aptallaşma

Seçim arifesinde tüm yurttaşlara, hangi sınıf ve gelenekten olurlarsa olsunlar yaşatılan durumdur. Seçimlerin eşiğinde bunca kumpas, dalavere, yolsuzluk yapılırken, gündemi seksen parçaya bölme harekeatı gereği Twitter’ın kapatılması, yok Suriye ile savaş çığırtkanlığı yapılması, alinin şöyle demesi velinin dememesi, hepsi seçim meselesi, aptallaştırma politikası. Aman da vahvah da nolcak şimdiler, yok kaş yaparken göz çıkartanlar. Hele hele padişahın haremini gözetleyenler. 52 milyon seçmen varken 110 milyon adet pusula basılması.

akrep

Bu eski bir akrep hikayesine benzer; akrep nehrin karşısına geçmek ister, kurbağa kardeşe sorar; o da “manyak mısın sen, sokarsın be adamı anında sen ” der. Akrep “ya nehrin ortasında seni sokayım da ben de mi öleyim” der. Kurbağa razı olur alır akrebi sırtına, tam nehrin ortasında akrep haşırt diye sokuverir kurbağayı. “bre naptın sen” diyen kurbağaya “kanımda var ulen işte” der akrep sadece. Nasıl oluyor da bu seçimden dürüstlük bekleyebiliyoruz. Akrep bildiğini okumaya devam edecek. Esaretlerini özgürlük sananların ülkesinde, hastane kuyruğunda sıra beklememeyi insanlaşma sananların ülkesinde. Herşey olacağına varacak da susmamak ilk destur olacak kimilerine….

Advertisements

4 thoughts on “Seçmeli Aptallaşma

  1. Evet, akrep bildiğini okumaya devam edecek, ne yazık ki bu akrep asla uslanmayan bir kavmin torunlarından geliyor. İnandıkları peygamberin bile lanetine uğramış ve Türklere karşı her zaman ihanet içerisindeki bu akrepleri çok iyi tanımamız gerek… Osmanlı’ nın yıkımına da bu akrepler neden olmuştu, türlü darbelerle, devrim adını verdikleri üçkağıtçılıklarla, post modern darbelerle, paralel örgütlerle hep içimizde yaşadılar… ama artık oyun bitti. Türk milletini, Allah’ tan başka durdurabilecek hiç bir güç yok… Meşrutiyetten bu yana bu milleti aptallaştırdılar, ama aptallaştırdıkları bu millet bile bütün gerçekleri biliyor artık… Bakalım aptallaştırdıkları bu milletin sırtına yük olmuş elit tabaka denilen kan emiciler bunu ne zaman idrak edebilecek…

    • bu gün biraz bisiklete bindim, yolda gördüğüm tüm akp afişlerine hareket çektim. Ne oldu beğenirsin; beni durdurup tebrik ettiler, oh be dedim yanlız değilmişim

  2. Kuran okuyan başbakan her seçimi kazanır

    Türk aydını dinini bilmez. Daha doğrusu halkının dinini bilmez. Ama diğer dinler hakkında az buçuk bir bilgiye sahiptir, hele temel eğitimini yabancı dilde öğretim yapan seçkin bir okulda aldıysa… Eh, bu da “alafrangalıktır” işte…
    Din konularında laf etmeye kalktığında da kötü çuvallar, “bu yıl hac mevsimi Kurban Bayramı’na denk geldi” gibilerden saçmalar…
    Ama buna da pek aldırmaz, çünkü bu gibi konuları fena halde küçümser.
    Hacıların hacca gitmesine izin vermekle “dövizlerimiz çarçur edilmektedir”… (Oysa Paris’e gitmek çok doğaldır… Gerçi ona bile kızanlar vardır ama onlar “İsmetçi” bürokrasinin en azgın kesimidir.)
    Türk aydını bu “kopukluğunun” ara sıra farkına varıp da can havliyle halkına “inmeye” kalktığında gene gülünç olmaktan kurtulamaz (Deniz Baykal’ın çarşaflı kadınlarla resim çektirmesi gibi.)
    “Halkına sosyalizmle inmeye kalkanlar” da daha beter gülünç olmuşlardır, çünkü halk onları hiç mi hiç iplememiştir. Aydınımız bunun üzerine huysuzlanır ve dönüp gene bürokrasiye yamanmaya çalışır, halktan büsbütün uzaklaşır.
    Dün gazetemizde bir haber gördüm: Başbakan Kuran okuyormuş. Elbette okuyacaktır. Asıl işi ve mesleği budur. Ortaöğrenimi “teoloji” olmuş, sonra bunun üstüne de iktisat öğrenimi görmüştür. (Türk aydını “İmam-Hatip’e gideni” adam yerine koymaz, ama papaz okuluna gidene saygısı büyüktür!) İmamlar üniversiteye sokulmadıklarından, sıradan lisenin “fark derslerinden” geçmek için açıktan sınavlara girmek zorunda kalmıştır başbakan. Yani tüzüklerle çarpışarak büyümüştür. Bunun için de, tüzüklerle çarpışarak büyüyen bütün çocukların önderi olmuştur.
    Başbakanın okuduğu Fatiha, İnfitar ve Mülk sureleri YouTube’da yayınlanmış. Dinleyen ünlü bir Mısırlı hafız, Dr. Feracallah El Şazeli, kendisine “tilavetten” tam not vermiş. Başbakan, tecvit hükümlerine uygun ve harflerin mahreçlerinin hakkını vererek okuyormuş…
    Bu, onun gelecek seçimi de niçin kazanacağını açıklıyor. Hayır, iyi tecvit bildiğinden değil. Benim, İnfitar ve Mülk surelerinden haberim olmamasından! (Oysa Ecclesiastes’i, Birinci Krallar’ı, İkinci Krallar’ı, Leviticus’u falan az çok bilirim.)
    Başbakanın seçimi kazanacağını da, onu beğenen hafızın adını duyunca dudaklarınızda beliren küçümseme yüklü gülücükten anlarım: İlhan Selçuk’un deyimiyle “Arap çorap”…
    Birçok Türk aydını, AKP’nin iktidara gelmesini “arıza” sandı, birçoğu da öyle sanmayı sürdürüyor. AKP, yerli ve Müslüman olduğu için kazandı. (Adnan Menderes dindar değil, “dine saygılı” bir adamdı. Bu kadarcığı bile Kemalist bürokrasiyi çıldırtmaya yetmişti…)
    Bu, dindar. Bu, Osmanlı. Bu alafranga değil, yerli. Eski Türkiye’ye de hiçbir borcu yok, tam tersine, ondan alacağı var.
    İliklerine kadar Müslüman ve Osmanlı olan halk, çok uzun süren bir bekleme, arama, deneme ve yanılma döneminden sonra, kendisini bürokrasinin, yani onu ezen sınıfın demir kasnağından kurtaracak önderini ve partisini buldu. Bir daha da bırakmaz.
    Az buçuk yelkenleri suya inen aydınlar, şimdi “ekonomi iyi gittiği sürece her seçimi kazanır” demeye başladılar. Bendeniz daha da ileri gideceğim: Ekonomi iyi gitmese de her seçimi kazanır. Göremeyen ve anlayamayan aydın, üzülmeye mahkûmdur. Bütün bunları “din sömürüsü” sanan aydın üstelik

    • dediklerinizin içerisinde katıldığım noktalar elbette ki var, ancak “iliklerine kadar müslüman ve osmanlı olan halk” noktasında herşey tepetaklak oluyor. Halk homojen değildir, pek çok farklı kesimlerden oluşur, ama çoğunluktan söz ediyorsak o zaman başka; o zaman çoğunluğun diger tüm azınlıkları ezebileceğini kabul etmemiz gerekecek ki ben bunu kabul etmem. Bu ülke halkı en az 3 ana din ve onun sürüyle fraksiyon, mezhep ve tarikatlarından oluşmuştur. Osmanlıya gelince hiçbir zaman HALKı umursamamıştır, halk bu şımarık hanedanlığın tebası, savaşlarda ölecek ve vergi verecek kölelerdir; öyle bir aile ki (sanırım Tayyip de kendine bu nedenle osmanlı demektedir) kendi adını taşıyacak bir dil bile üretmiştir ve Türklük kavramından ziyadesiyle nefret etmiştir. Ne yani yakında dilimizin adı Erdoğanca olarak değişsin mi? Peki bunca resmen çalınan cukkalara ne olacak, seçim propagandasında millete mı dağıtılıyor? Özgürlükten korkularak hiçbir yere varılamaz

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s