Gezginin Günlüğü

Gezginin Günlüğü 1
militar canavar

İşte koca dev,
ayaklarıyla yeri göğü titretiyor,
ulu ağaçları eğri-büğrü ediyor.
Kalın dallar,
çalı çırpı gibi çıtırdıyor.
Koşuyor, sendeliyip
tökezleyip koşuyor,
kendisiyle beraber koşmaya başlayanları
görmek istiyor,
bakmak için döndüğünde sağa sola,
gözleri kararıyor, tökezliyor;
bi başkası için yapabileceği var mı göremiyor.

Oysa ben
salınarak dolanırım,
uzatıveririm elimi istediğim meyveye.
Hep giderim ben
hep kuzeye,
sonra vazgeçer,
doğuya yönelirim, sonra hep doğuya
kalırım “doğru bakış” insanlarının köyünde,
sonra “düz duranlar” ın diyarında.
Arslanlara görünmeden,
yılana sezdirmeden,
kurtlara bakmadan yürümesini öğrenmiştim.
Şimdi kaçıyorum,
hiç görmediğim bu en iri yaratık,
bir dağın tepesinden bakmıyor mu bana.

Gezginin Günlüğü 2
yeniden ve yeniden

Onca yıl sonrasıydı,
fırtınalar toprakları taşımış,
seller yeni şekiller vermiş…
Bir dönüş-çabası savaşına girmiştim,
küçük şeylere özlem,
tüm gördüklerimi yazmaya istem
duymuştum.
Ne koca çınarı bulabildim yerinde,
ne de tanıdık rüzgarlar esiyordu burada.
Düş dönüşü kırgınlığı,
alınganlığımın gölgesi,
tembelliğimin temmenisi.
Budur gezginin günlüğü,
bu çok renkli duyum andaşları

Yerimin yakınlarında,
yeni bir yere yerleştim.
Benim, dedim.
Konuklar ağırladım,
kalmak isteyenleri yerleştirdim.
Saat asmayı unutmadım han-evimin duvarlarına.
Yine de konuk olamıyordum başkalarına.
Saatleri yanıma alıp yola çıktım ben de,
hancılara gidip saatsiz duvarlarına,
duvar saati astım,
meşale yaktım biraz ötede üzerlerinde.

Sonra bir başka yerde,
hiç özlemsiz topraklara yerleştim,
oradaki hana gittim tabi bi de;
bir başka gezgin uzak yerlerden gelmiş,
bakıp da hayrete düşürecek taşlar getirmiş,
iksirler otlar getirmiş,
oradakilere de öğretmiş,
onlar da ona bir türkü çığırmışlar,
esrimişken adını anar olmuşlar.

Evet yerleştim oraya;
şimdi, onca yıl sonra,
bazen bir adım attığımda,
geride bıraktığım,
kapladığım alan kadar,
apaçık bir açıklık görüyorum.
Ve oradan çıkıveriyor:
Tapınakların bahçeleri,
gül gölgeli öğleden sonraları,
tüm hayallerimin tasviri,
tütsüler gecesi,
alevler dansı müziği,
hiç bıkmamış aşkım,
karanlık sevdalısı
ayı selamlayan zerdüşt,
tüm yaşamımın şöleni.

ddd

Gezginin Günlüğü 3
12000 yıllık mazi

Sonra bir de o köy,
dipsiz uçurumun kenarındaki,
aşağı baktığımda,
görememiştim sonunu,
gizlenmişti çünkü,
bulutlar vardı sadece görünen,
yoğun bir sis belki,
bir de sürekli bir uğultu.
Gelenek 13 yaşını seçmişti,
avaz avaz koşarak atlarlardı aşağı,
gecenin karanlığında hem de.
Sonradan öğrendim orada dipte bir ırmak olduğunu,
ama uçurumun bu tarafına dönülemiyordu hiç.
Onüç yaş geleneği böyle başlatırdı gezginliği

999
en çok sayısı,
yaşam günlerinden her gününün
en az 10 gün ettiği zamanın,
daha fazla yaşamam,
dahasını bilemem,
gerekmez ki hiç.
Onikibin yılın temsilcileri.
Bin yıllık bir kutsanma,
iki sıfır atılmış ömrüm;
sen ne çok şey anlattın bana.
Yaşamın kişiselliği ömrüm;
güzel yaratılışım;
ganimetler seferim
bir tanrı yapacağım adına.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s