İran ve Dİn

ahuramazda

Bu konuda epeydir konuşmak istiyordum ve de hakkıyla çok söyleyeceklerim var. Bu ülkede bizzat yaşayarak; üstelik şansıma büyük bir geçiş dönemine; islam devrimine denk gelen deneyimlerim ve birikimlerim olmuştur. Yine de geçmişe gitmeden bir resim çizme olanağımız olmayacaktır: İranlılar yada Persler islam öncesinde Zerdüşt peygamberin 12000 öküz derisinden sayfa üzerine yazdığına inanılan Zend Avesta adındaki kutsal kitaba ve içeriğine ibadet eder ve tanrıları olarak Ahuramazda’yı kabul ederlerdi.
Ohrmazd, Hürmüz ve Huda diğer lakaplarıdır bu tanrının. Bu tanrı; peygamberi ve kitabıyla ilgili fazla detaya girmeyeceğim ancak şu bilinmelidir ki günümüzde halen bu dine mensup pek çok insan vardır ve ibadet etmeleri ve dinlerinin icaplarını yerine getirmeleri İran İslam Cumhuriyetinde serbesttir.

zerdüşt

İran’da başkent Tahran’da yada herhangi başka bir kentte toplumun günlük konuşmasında allah kelimesi yer almaz. İranlılar yemin edecekleri zaman “toro be khoda” (yani huda), allah rahmet etsin diyecekleri zaman “khoda biyamorzeteş”, vallahi billahi diyecekleri zaman da “be khoda” derler. Kısacası allah kelimesi eski inançlarındaki hudanın yerini alamamıştır. İran’da kimliklerde din hanesi yoktur, yazmaz, böylece dinsel ayrım hiç başlamadan bitmiş olur. İran halkı, topyekün her yıl büyük bir kutlama yaşar; bu yeni yıl geleneğıdır. İranda yeni yıl, bizim kullandığımız takvime göre 21 martta biter (oğlak dönencesi). Nevruz bir pers geleneğidir ve son 4000 senedir kutlanmaktadır; kürtlerle hiçbir ilgisi olmadığı gibi islamla da ilgisi yoktur. Dahası batıcıl bir yaklaşımla bakarsak bir pagan geleneğidir. Törenin bir bölümünde 15 gün önceden hazırlanmış ve yeşertilmiş tohumlar suya bırakılır. bu tohumlar S harfiyle başlayan yedi bitkiye aittir (sümbül,sarımsak,safran….) bu tören “heftsin” olarak anılır ve yediS anlamına gelir.

heftsin

Yılbaşının gecesinde ise büyük ateşler yakılır (Zerdüşt peygamber döneminden kalma gelenek-ateşin kutsal olmasıyla ilintili) ateşin üzerinden atlanır; atlanırken şu sözler bağırılarak söylenir: “benim sarı rengim (solgunluğum) sana, senin kızıllığın bana geçsin”, bu ateşten sıhhat dilemektir. Sanırım engizisyoncular İranlıları görseydi, hepsini birden cadı diye yakmaya kalkışırdı.

Bu islam ülkesi aslında bir pagan cenneti gibi, islamdan gelen ise erkeklerin genel zaafı ve düşkünlüğünün, kıskançlığının beslenmesidir bu nedenle kadınlarını örtmeye çalışan bu hükumete destek vermişlerdir. Ancak hala ve yüzyıllardır arapların allahının adını söylemekten imtina etmişlerdir.
İran pek yakında bir gün bu karanlık zihniyetten ve yönetiminden kurtulacaktır ve tüm ülkeyi 1980’de kandıran pis mollalar kendi kazdıkları çukurlarda; yada bilindiği gibi kanada da inşa ettikleri köyde sürgün hayatı yaşayacak, memleket hasretiyle öleceklerdir. Tüm İran halkı 1980’de ayaklanmıştır ama istedikleri bir Cumhuriyet ve parlamenter sistemdi sadece; Şah ülkeyi terk ettikten sonra Mussadık adında bir başbakanla İran tarihinde ilk özgür ama aynı zamanda en kısa süreli meclis hükumetini yaşayabilmiştir.
İran tekrar özgürlüğüne kavuştuktan sonra çok farklı bir ülke olacaktır.
Bizler ise bir an önce allahtan kurtulmalı, yüce Tanrımıza dua etmeliyiz.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s