Rıza Şah

Bazen oluyor ya; tüm mekanizma güzel çalışıyor; hormonlar; bezler; salgılar herşey öyle bir ahenk içinde çalışıyor ki bedenimizde; ne yapıyor olursak yapalım onu en mükemmel şekilde yapıyoruz; kendimiz bile inanamıyoruz bazen. Matematik dersinde mesela soruyu çözememenizin nedenin ne kadar basit olduğu olmuştur bir iki kere; ya da başka derslerde. Ya da futbol oynarken bi bakmışınız 3 gol çakmışınız. Bedenimizin bu ahengini yükseltmek ve sürekli hale getirmek gibi bir derdim yok; sürprizleri severim ben. Benim kafaya taktığım başka, günlerdir bu mükemmel ahengi yakalamaya çalışıyorum ; hani diyorum erken yatayım; alkol yüklemesi yapmayayım birkaç gün; hatta sabahları ve akşamları 1er saat koşayım; yediklerimde de bol bol A, B, D ve E vitamini olsun.

Tüm bunları yapayım da zihinsel ve bedensel en mükemmel halimle anlamaya çalışayım tüm olan biteni; normal bir kafayla bunca komployu; entrikayı; siyasi planları, gencecik insanlarımızın ölümünü anlamak mümkün olmuyor. Nasıl neresinden anlayabilirim bu katliamların nedenlerini. Nasıl aklıma hayalime dahi sığdırabilirim kestikleri kafalar ellerinde resim çektirenleri. Öyle bir cızlıyor ki yüreğim; ah güzel insanlığım; neler ettiler sana; hangi şuurlu varlık kendini tüm bu olan bitenden soyutlayabilir ki.

Neyse aklımı kullanacaktım değil mi? Duygularım sadece gözlerimin dolmasına neden oluyor.

ŞAHRIZA

10 Haziran 1934 de İran şahı Rıza Pehlevi Yeni Türkiye ve kurucusunu ziyarete gelmişti. Gördüklerinin kendisini çok etkilediği kendi aktardığı sözlerdendir. Şah Atatürk’ün reformlarını beğenmiş ülkesine döndükten sonra pek çoğunu kendi tarzında uygulamaya koymuştu. İran kaynaklarına baktığımızda Şah’ın Atatürk’ü İran’a davet ettiği bilinmekte. Ancak Atatürk böyle bir ziyaret yapma fırsatını sanırım bozulan sağlığından dolayı bulamadı. Aslında gitmeliydi… Kendisinden etkilenen başka bir liderin gördüklerini uygularken bunu nasıl yaptığını, kendi düşüncelerinin başka kültürlerde nasıl yansıdığını görecek, belki bir şeyler öğrenecekti. Zira Şah döndükten sonra (bu arada bu gezi Şah’ın ilk gezisiydi ve zaten daha Şah olalı sadece 2 sene olmuştu) ülkesinde pek çok yenilik başlattı. Ülkenin jeo-politik yapısını oluştururken bölge adlarını her bölgede yaşayan halka göre düzenledi. Yani 82 yıl önce İran’ın bölgesel adları belirlendi ve onlar hiçbir zaman değişmediler. İran’ın 82 yıldır Kürdistan adında bir vilayeti var.
Oradaki faşist Kürtler de arada sırada İran kolluk birimleriyle çatışırlar ama bizimki gibi değil. İranlılar hergün teröre evlatlarını şehit vermiyorlar; hiç vermediler aslında; yani bu bizdeki durum orada hiç yaşanmadı. Kürtlerin 82 yıldır kendi okulları var; radyoları televizyonları var; yerel meclisleri hep kendilerinden; dilleri hiçbir zaman yasaklanmadı; şarkıları türküleri; bırakın yasaklanmayı bütün ülkede sevildi sayıldı…

iranKürdistan

Şimdi bütün yapacağınız TBMM’deki saman beyinliler bir isim verin bu arkadaşlara; Kürdistan Bölgesi deseniz etinizden kemiğinizden bişey eksilmez; akıllı olun biraz Acemin yaptığını bile yapamamışınız; ayıp ayıp bu düpedüz geri zekâlılığa girer… Bi sussunlar bi şaşırsınlar bi kere… aa noluyor desinler; ayrılıkçılık yapanı gene indireceğiz yapacak bişi yok ama en azından bir başlangıç olur.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s