Yıldızlı Artılar

yıldızlıartıÖyle ak sakallı ya da ermiş görünümlü biri değildi bana bu öğütleri veren şahıs; ama belli ki baya bi görmüş geçirmişliği vardı; şöyle diyordu;
“hani hayatımızda bize muhteşem bir zevk ve tatmin veren anlar vardır ya, seks felan demiyorum birader”; evet esprili bir anlatımı vardı ve hayat hakkındaki görüşlerini nedense paylaşmak istedim.
“mesela süper bir iş yapmışsındır; yada saatlerce çalışıp sınava; süper de bir not almışsındır ya; hayatımızdaki bu gibi zbam! anları varya; onların kıymetini yeterince bilemiyoruz bence. O duyguyu doğru dürüst çağırabilirsen, nasıl başladığını, geliştiğini ve sonlandığını tam anlamıyla hatırlayabilirsen, bu başarı anların sana yeni başarılar kazandıracaktır, bunlar zincirleme dostum” diyordu. Kendisini çok iyi tanımasam da hakkında duyduklarım öyle çok da büyük başarılara imza atmış birisi olmadığı yönündeydi ama burada karşımda sayısız manevi zafer kazanmış birisinin oturduğuna emindim.
“Demek istediğim bir fincan kahvenin gerçekten de 40 yıl hatırı olmalıydı; bu gibi başarılar; yapılan karşılıksız iyilikler, her türlü güzel ve olumlu düşünce ve girişim insanlığın artı yöndeki toplam değeridir. Dünyada çirkinliğin, kanasusamışlığın, ırkçılığın, ayrımcılığın ve tüm diğer menfii değerlerin ağır basmasının tek nedeni, her türlü güzel ve olumlu düşünce ve girişimin unutturulmaya ve içinin boşaltılmasına çalışmalarındandır.”

hatceteyzeEvet dostum diyordu ”düşünsene, koydeki Hatçe Ana diceksin, nasıl bir başarı anı yakaşamıştır ki be hayatta diceksin, ben bizzat konuştum biriyle, daha yeni konuştum; köyde uzak bi akraba ziyaretine gitmiştik orda yaşlı bir teyze vardı, çok suratsızdı; yaşadığı yere yakışmıyordu o surat, dışarısı; orman cıvıl cıvıl hayat kaynıyordu ama teyzemin hali neydi öyle; usul usul sokuldum yanına havadab sudan ıvır zıvır şeyler konuştum; gençliğini sordum; çocuklarını felan; arada kendimden de anlatıyordum tabii. Dertleştikçe, ben de eşeledikçe büyük oğluna küskün olduğunu anladım; biraz daha eşeleyince çocukken onu nasıl ölümden kurtardığını anlattı; bizim buralarda çok su var dere var çay var; benim oğlanlar bi yaramaz; hep suyun içinde; içimde bi korku hep ama tvde boğulanlar nasıl kurtarılır diye gösterdiğinde hep baktım hep izledim diyordu. Bir gün herkes feryat figan bunun oğlanı çıkarmışlar dere kenarına; koşmuş yetişmiş, herkes getti, getti diye bağırınırken oğlunu hayata döndürmüş. Bu da onun başarı hikayesiydi dostum; o yüzden herkesin bir değil bir sürü başarı hikayesi vardır, kimisi çoğunun farkında bile değildir.” Tam birşeyler sorayım dedim dur teyze hikayesini bitireyim bare dedi. “ona dedim ki şimdi büyük oğlan senle ilgilenmiyor diye üzülüyorsun ya; şöyle bi gözlerini kapat ve kendini oğlunun mezarının başında düşün dedim, farzzetki kurtaramadın onu; öldü gitti farz et, he torunları da hiç göremeyecektin dedim, evet biraz ağır gittim kadıncağızın üstüne ama buna ihtiyacı vardı, ağladı baya bi ama akşama yemekte gördüğümde o son iki gündür gördüğüm mahkeme duvarı gibi surat yok olmuştu.”
“ zaten yaşlılarda iş daha kolay onların bu anımsatmalara ihtiyacı var, sorun daha orta yaşlar da ve özellikle gençlerde, onların işi daha zor; bir türlü yaptıkları güzel işlerin; eylemlerin, söyledikleri güzel sözlerin farkına varmıyorlar. Ortalıkta gezinen hastalıklı fikirler karanlığın gizli silahı dostum.” diyordu. “zaferi sadece bir sonraki zafer için kazanmak bu hastalıklı virüslerden biri, uç noktası, diğeri de asla başaramayacağım-virüsü, yada nolcakki, kime ne faydası var, boşvermek, bunlar hep karanlığın öncü birlikleri, amaçları adım adım yaklaşarak sonunda hedef aldıkları kişideki Umudu tamamen ortadan kaldırmak”

“O yüzden dostum; yaptığın olumlu ve artı değerdeki her eylemini ve sözünü takip et. 3 gün beş gün sonra unutma; bir yıl yada 10 yıl sonra da aklına gelsin, getir; bunların tozlanmalarına; gölgelenmelerine izin verme, kendine ve başkalarına hatırlat; etrafındaki herkesteki artıları bul çıkart yada ortadaysa zaten çoğalt, çarp arttır. Zira karanlık çok güçlü dostum.”

Etkilenmiştim ve paylaşmak istedim; tüm artılarınıza yıldızlı artılar yağsın

Advertisements

Kudsül-din Savaşları

Yeni Dünya Düzeninde bir “utanç merkezi” olarak halka açılacağını umduğumuz Kudüs ve civarındaki bölge, günümüzde Din Savaşları çıkartmak isteyen haçlı zihniyetli batılı aristokratlar ve uşakları için ideal bir fırsat olmaya devam ediyor.jaruss

Selahattin Eyyubbi’nin 1187’de Küdüs’ü aldığında söylediği gibi aslında Kudüs’ün hiç bir önemi yoktu ama aynı zamanda herşeydi. 3000 Yıllık Hz.Süleyman Tapınağı yetmezmiş gibi; İsa Peygamber’de sadece 100 km ötede doğmuş; ömrünün çoğu Kudüs’te geçmiştir. Dünya halklarını sömürü aracı haline dönüşmüş bu 3 Büyük Din ve fanatik taraftarları gözleri kapalı önlerine geleni katledecek durumdadırlar bu bilmem kaç bin km karelik alana sahip çıkmak için. Kudüs Dünya Miras Programının bir parçası olarak BM Barış Gücü denetimine bırakılmalıdır, aklı salim bundan başka ne diyebilir?
selaH
He belki göremeyeceğimiz ama yakın bir gelecekte Kudüs, Dünya Halklarının Nasıl Kandırıldığının Anllatıldığı Kocaman Bir Açık Hava Müzesine Dönüştürülecektir. Burada varolan tüm Cami, Medrese; Tapınak , Kilise ve Sinagogların kapılarına; duvarlarına; sokaklara; köşe başlarına; her yere insanların her dilden okuyup anlayabileceği şekilde; Hz. Musa’nın nasıl Mısır Kadım İnisiyasyon törenlerinden geçtiğini; baş Kahinliğe yükselmesine rağmen nasıl da Mısır ve firavundan tüm halkını alarak kaçtığını (ve servetini); kendisi ve kabilesine yeni bir Din yarattığını ve Mısır’ın dinini redettiğini; bu dini sağlamlaştırmak için işin içine bir de “Kurtarıcı Mitosu” eklediğini….

Yine Kudüs’te gezinip tüm geçmiş yüzyıllarda halkların nasıl da saçma sapan şeylere inandığını düşünerek üzülecek olan gelecek kuşaklarımız; bu kadim utanç mabetlerinin duvarlarında şunları okuyacaklar; “ve yıllar sonra bu mesih inanışından yararlanmak isteyen dönemim baş aktörleri; kendi çocuklarını evlendirip torunlarını Mesih ilan etmek istediler; ve netekim de başardılar; ve bu yeni dini (hristiyanlık) istedikleri gibi yönlendirip biçimlendirdiler.

Şöyle yazacak o duvarlarda:” 21. yüzyılın başlarında Yahudilik, yarattığı birinci dalga din ile müteffik olmuş, yarattığı ikinci dalga din olan İslamla savaşır hale gelmişti….”

Son 3000 senedir savaş ve yıkım üretim ve dağıtım merkezi olmuştur Kudüs, kaç binlerce asker önce kılıç ve oklarla savaşırken; sonra tüfekler ve mermilerle yine ayni idea için can vermiştir. Din Savaşlarını başlatan ve körükleyen iblisler yüzyıllardır aynı iblislerdir.

Batıl inanışlar, cinler periler, tanrılar melekler ve sahtekar peygamberler gözlerimizin önünden silindikçe, anlamsızlaştıkça, yeni bir başlangıca uyanıyoruz demektir hep beraberdirt

ve işte o aydınlanmanın ötesinde taa gelecekten baktığımıza günümüze; utanç içinde olacağız, büyük büyük torunlarımızın gezeceği dünyada Kudüs, tüm geçmişin karanlığını gözler önüne serdiği için gelecekte de sonsuza kadar yaşayacaktır.

Zaman Uydusu

Zamanda Yolculuk epey bi kitaba, filme konu olup; insan zekasını ve hayal gücünü zorlamıştır çok. Ancak konuyla ilgili bilimsel araştırmalar sadece 5 teoride kalırken fantezi dünyası almış başını gitmiş. Zaman Yolculuğu ile ilgili ne kadar dizi; film ve kitap üretilse de bunlar gerçeğe tam olarak odaklanamıyorlar. Bazı gizli çalışmalar yürüten bilim insanları için Zamanda Yolculuğu illaki bir insanın yapması gerekmemektedir. Özellikle Nasa ve ABD’nin yürüttüğü Secret Space Program’da hedef bir insanı değil bir uyduyu zamanda yolculuğa çıkarmaktır. Onlar henüz yaşanmadığından dolayı “geleceğe” gidilemeyeceğini ancak “geçmiş”in gözlemlenebilir olduğunu hesaplamışlardır.

 

Günümüz halkları teknolojinin devletler tarafından kendilerinden “esirgendiğini” bilmeliler. Şu 3 boyutlu yazıcılar, eğer birileri bu yazıcının şemalarını Nasa’nın laboratuvarından çalıp Cannon’a satmasaydı bu ürünün varlığından haberdar bile olamazdık. Kaldı ki bu ürün bile tek başına tıpta ve yedek parçada çığır açmış durumda.

Zamanda Yolculuk yapacak uydunun bir Wormhole (solucan deliği: evrenin 2 ucu arasında kestirme geçit gibi bişey) kullanacağı söyleniyor; Solucan Deliği’ne giren uydu hesaplanan bir süre sonra geri getirilir; ancak geri geldiğinde Dünya’nın istenilen herhangi bir tarihine gitmiştir; uydu yönetilemeyeceği için otomatik yazılımına uyarak istenilen farklı koordinatları kaydeder. Mesela uyduyu 6 Haziran 1944’e (Normandiya Çıkartması) gönderip bir ay boyunca tüm savaşı kaydedebilirsiniz. Uydu gidiş-gelişini yazılımına göre bir kez daha tekrarladığında günümüz dünyasına ulaşır ve beraberinde süper optik lensleri ve yüksek çözünürlüğüyle mühteşem görüntüler getirir ve tabi çok daha ötesini yapar: tarihi tüm çıplaklığıyla, orası burası birileri tarafından eğilip bükülmeden gözlerimizin önüne koyar. Tüm tarihi sorgulamamıza neden olur. Tarihi kahramanlar, peygamberler, liderler, hatta tanrıların bile foyası meydana çıkar.

Mısır piramitlerini nasıl mı yapmışlar gidip videosunu çekersiniz, dinazorlar nasıl mı yok oldu? Sırf merakından 36000 bin yıl önce Antraktika’da gidip bi bakalım Atlantis ordamıymış ??
Bu muhteşem icattan haberimiz olacak mı? Yoksa Kadim Tarihin Gerçek Görüntülerini çoktan arşivlemeye başladılar mı?

Yaptılarsa bile “bunları insanlara gösterirsek tüm kurduğumuz düzen yıkılır” dediklerinden eminim

İstanbul Piramitleri

Tüm bu teknolojileriyle övünen insanlık; bu Uzay Çağındaki halimiz, tüm bu uygarlığımız neden kalkıp da bir piramit bile yapamıyor…

Bu sorunun cevabını istediğiniz kadar düşünün; en doğru cevap bunu yapamıyor değil, yapmak istemiyor oluşudur.

En bilinen piramitler Mısır piramitleri; Orta ve Güney Amerika piramitleri, Çin piramitleri, Bosna piramitleri, Antarktika piramitleri ki bunlar henüz tam gün yüzüne çıkmadı. Ve bilmediğimiz pek çok piramit daha var; birzamanların ünlü Bermuda Şeytan Üçgeninin tam altında okyanusun dibinde de bir piramit olduğu rivayeti var.
cvcxvBu yapılar tüm insanlığımıza ışık tutacak nitelik ve niceliklere sahiptirler ve haklarındaki tüm söylentiler bir yana en temel ve ilksel ortak özellikleri gezegenimizin varlığıyla doğrudan bağlı olmalarıdır. Gezegenimizin hertürlü coğrafi, astrolojik, elektromanyetik, statik ve termik, atmosferik ve güneş enerjilerinden yararlanmıştır. Bunları depolamış, yönlendirmiş ve dağıtmıştır (piramitlerin genellikle 1 büyük ve 2 küçük düzeninde yapılmış olmaları işte bu depolama yönlendirme ve dağıtma görevlerinden dolayıdır).

Peki neden bir tane yapıvermiyoruz; ya da yaptıysanız artık paylaşın; bu kokuşmuş aristokrat bencil ve sırf çıkarcı yamyam zihniyetinizden kurtulun.istanbulPYRAm

Eğer farzedelim İstanbul’da Feriköy Mezalığına bir piramit ve bir tane de Üsküdar Ümraniye arasına koysak ne olur? Bence İstanbul’un 1- hiç elektrik sorunu olmaz; tüm elektrikli cihazlar elektriği doğrudan alacak, zira piramit sayesinde elektrik zaten heryerde olacak, taşınması için kablo gerekmeyecek ve tabi ki bedava olacak 2- Hiç ısınma sorunu kalmayacak zira piramidin etkisi altındaki alanlar en basit şekilde sıcak kalacaklar 3- Hastanelerin işi çok ama çok ciddi oranda azalacak zira piramit inanılmaz bir “İyileştirici” ve “Coşku verici” enerji yaymakta olacak 4- Buna bağlı olarak suç oranı çok ciddi düşecek ve 5 eğer İstanbul piramidi Dünya üzerindeki diğer piramit zincirine bağlanabilecek olursa bir daha asla aydınlatma diye bir sorun olmayacaktır zira piramitler güneş ışınlarını birbirlerine ileterek Dünyanın henüz Gece tarafına geçmeye başlayan bölgede bulunan piramide bu ışınları gönderebilirler. Bu durumda piramidin tepe noktasındaki kristal parça aydınlanacak ve gece gündüz olacaktır…PyramidLİGHT
Uzaylı yapmış o yapmış bu yapmış. Dünya bu azameti yaşamış bir kere ve yeniden yaşamamasının tek nedeni, servet ve güç sahibi olmak için hepimizi ama hepimizi köleleştirmiş bulunan, sahte dinlere, peygamberlere, ideolojilere, felsefelere, mezheplere inandırmış, satın aldıkları bilim adamlarıyla profesörünü, hakimini, atom mühendisini bile kandırmış olan bu aşağılık parazitlerdir. Kapitalizm ve kölelik düzenini icat eden bu aristokratlar kendi kazdıkları çukurlara gömüleceklerdir…

 

 

Gezegenimiz tekrar kadim ihtişamına kavuşacaktır.

Damned 2000 years

All the good images of the ancient times are still being wiped out in the last 2000 years; the 3 major religions have taken over the old Gods of Olympos; the Roman Gods and many other gods all around the planet. The search for a better “path” is so much lessened; as everyone believes in one of these major gods of today; some other major part in total denying of any god. Yet together with all that mankind has lost in the last 2000 years  the Honor of Humanity  has been sacked and the Understanding of Total Consciousness has moved back a thousand years.şaklaban.jpg

How come a person having a long hair and huge beard would look suspicious? How come racism and hatred have reached such a scary level? What is this all about; you did not have any of this in the ancient times. 3000 years ago you could actually travel almost the whole world on the silk road and not being killed. Having long hair used to have a serious meaning in the ancient societies; in simple words it would mean that the person mostly male was a seeker; a follower; a scholar or just a hermit as said commonly. But behind all is the fact that todays person is far away from understanding the people lived in the ancient times. I call this the “ancient times” as it is a period between 8000 BC to 1000 AD. A long 9000 years full of wonders and unanswered questions of the mankind. Everything almost everything was different; firstly by living in concrete jungle metropolis’ ;20 million people living in these massive cluster of humanity; all real connection with our mother nature is lost.

As Joseph Noah Kramer said “the known history begins at Sumeria”. The Sumerians had an unbelievable system of organizations controlling their lives. Educational system was perfect; they had primary; elementary schools, high schools; universities; they had hospitals, temples, courthouses, police force;   fire department; health and sanitation systems…. Such remarkable heritage as interpreted by Kramer’s right hand most respected dear Muazzez ilimiyye Çığ; a holy lady almost to millions of people who think like me; she was and I believe yet is the worlds second Sumerologist; expert on Sumerian Heritage and History. She was chosen by dear Mustafa Kemal Atatürk himself as she had a brilliant talent and already had succeeded in becoming a known scholar in the early days of the Turkish Republic. And obviously because Atatürk wanted to support female to study and hold important positions .çiğ.jpg

With all their hard work more than 110.000 ancient stone tablets were translated into English and Turkish. 60 years of hard works says Muazzez İlimiyye; but the light that they have brought to humanity is very bright. How amazingly interesting it was to read the Stories in Gilgamesh (1 one the translated Sumerian heritage on 212 tablets)  and discover the origin of the Noah’s Ark’s story; and many other stories that are in the old testament were actually part of Sumerian Mythology.

To realize that the Old Testament Torah is only a collection of the older stories. That whatever has happened in the last 2000 years is based on lies; dirty deals, secret arrangements and engagements.  mars.jpgWe need to bring back temples of Jupiter; Mars and Venus; we should give back the glory of the old gods. How have we betrayed our own heritage so hatefully?

Zionya

Ziyonya; Ziyonistan yada Ziyonim gibi bir isim verilmelidir artık bu gezegene;

şu batılılara bir sormak lazım; ne zamandan beri Tevrat yani yahudilerin kutsal kitabıyla; İncil yani hristiyanların kitabı TEK bir kitap olarak satılıyor; yahudi inancına sahip hiçbir kimse incili kabul etmez ki! He tabi ki hemen şöyle denilecek: Hristiyanlar kendi peygamberlerininin Tevratta sözü geçen Mesih olduğunu, İsa’nin Musa ve İbrahimin soyundan geldiğini söyledikleri için tabi ki de Tevratı işin içine katmak zorundalar. Ne oluyor böylece bizim dinimiz daha büyük sizinki de içinde durumu ortaya çıkıyor…. ama hiç öyle değil.

gerçekDEVİL.png

Hadi İsa’nın doğduğu yıla gidelim; hatta iki, üç yıl geriye; Yusuf ile Meryem’in tanıştığı zamanlara. Yusuf da Meryem de Yehuda (Judea) Krallığının en zengin ailelerindendir; Yusuf’un babası baş hahamdır; Meryem’in babası ise bölgenin en zengin tüccarı ve ikisinin de kralla araları gayet iyi. Yüzyıllardır beklenen Mesih’in kendi torunları olmasını, tanrının bu her açıdan dindar ailelere bu ayrıcağı vereceğini ummaktalar. Görücü üsülü ve aile evlilikleri, beşik kertmeleri hep yahudi geleneğidir. Meryem ve Yusuf’un evliliği de planlanmıştı ve büyük bir olaydı, sayısız davetli, bol bol eğlence eşliğinde düğün gerçekleşti, ancak düğün gecesi (gerdek gecesi, kanlı çarşaf gösterme yine iğrenç bir yahudi geleneği) Meryem ve Yusuf sevişmelerine rağmen ve elbetteki Meryem’in bakire olmasına rağmen, ortada kan yoktur. Ertesi sabahı bir düşünün; çarşafa bakılır kan yok, tabi Yusuf çok sert bir tepki vermiştir; Meryem hüngür hüngür ağlamaktadır; aile ne yapacağını bilemez. Kendi Mesihlerini yaratacakken bir felaketle karşılaşan aileler; düğün gecesi çok yenilip içildiğinden Meryem’in rahatsızlandığı ve birleşmenin gerçekleşemediğini söyleyerek zaman kazanmaya ve bir çözüm bulmaya çalışırlar. Güner geçer; Meryem’e yataktan çıkmaması gerektiği söylenir yüzüne beyaz kök boya sürülür ve hasta görünmesi sağlanır. Yusuf ise herkese küsüp ortadan kaybolmuştur. Ancak 15 gün sonra Meryem’in annesi onun hamile olduğunu anlar. İşte şimdi panik 100 misline çıkmıştır; hizmetçiler sayesinde Meryem’in hamile olduğu tüm Yahuda Krallığına yayılır; “nasıl olur kimseyle sevişmeden hamile kalmış” Dahi baş haham kendi Mesihlerini yaratma fırsatının yeniden doğduğunu anlar: Meryem’in Cebrail tarafında hamile bırakıldığını ve Bakire Meryem’in Mesih’in annesi olduğunu açıklar. Ancak bu kralın hoşuna gitmez ve yeni mesihi öldürtebileceği korkusuyla İsa doğduktan bir yıl sonra uzak ülkelere ilim öğrenmeye gönderilir.yusufmeryem

Evet oldukça özet geçmeye çalıştım ama 2000 sene önce Esnek Zar kavramının bilinmemesi ve saçma bir gelenek kesinlikle dünya tarihini değiştirmiştir.

Konumuza dönelim bu aristokrat, ultra zengin yahudi aileleri kralla da anlaşmanın bir yolunu bulurlar. Romalıları tatmin etmek için İsa diye başka birini çarmıha gerip olaydan sıyrılırlar (bilaloğlanın başına bişey gelir mi? Gelmez). Yine aynı kurnazlık ve titizlikle davranıp çarmıha germe olayını da bi güzel süsleyip püsleyip, yine en iyi adamlarından olan Matta, Luka ve Petros’a yeni yaratacakları dinin kitabını yazdırıp ilerleyişlerine tam gaz devam etmişlerdir. İşte şimdi neden İncil ve Tevrat’ın aynı kitapta olduğunu anladınız mı?

Mis gibi bir din yaratmışlardı ve bu din kessinlikle kendilerine hiç dokunmuyor bilakis yüceltiyordu; tüm orta çağlar boyunca onca haçlı seferi felan hep bu zübüklerin o bölgeyi kendi kontrollerinde tutmak istemelreinden.

Daha orta çağa felan gelmeden; ilk denemede gayet başarılı olan bu sosyo psikopat, aristokrat, kitlesel manipulasyon canavarları neden ikinci bir din yaratmayalım der: Muhamet’le konuşur gayet güzel anlaşırlar ve islam pörtler. Zaten bi baksanıza Çağrı filmini kim yapmış diye, müziklerini kim yapmış; hepsi yahudi ya da yahudi kökenli ya da sırf onlara çalışıyor.

Çok mu hızlı gidiyorum ama dünya bu halde işte; şimdi elinizde sonsuza kadar savaştırabileceğiniz, ve gene sonsuza kadar silah satabileceğiniz iki mis gibi din yarattınız; müslümanlık ve hristiyanlık.

En büyük gelir kaynağınız savaş ve kanemici kapitalist ekonomileriniz. Heryere ve herşeye nufus ettiniz; dünyadaki isimlerin %80 i sizin kokuşmuş yalan hikayelerinizden türedi; tüm dünyayı koca koca yalanlara inandırdınız.

Ey Dünya Halkları;

Yüzyıllardır İnsanlık Onuru adına yaptığımız çalışmalarda bazı grup, aile, kabile, aşiret yada basitçe kişilerin, biraraya gelerek menfaatleri uğuruna, sayısızca insanın ölümüne, sakatlanmasına, aç, susuz kalmasına, bilinçsiz kalmasına, karanlıkta kalmasına neden olmakla kalmayıp, insanlar üzerinde siyasi, ırksal, dini baskılar oluşturarak halkların birbiriyle savaşmasına neden olmuş ve bu savaşlara silah temin ederek hunharca çıkarlar sağlamışlardır. Tüm bunların ötesinde sahte dinler yarattıkları ve yine bu nedenle halkları birbirine kırdırdıkları artık bilinmektedir.

Tüm bu vahim ve insanlık dışı suçları işleyen bu şeytani kişileri lanetliyor ve düzenlerine son vereceğimizi ilan ediyoruz

Sadece 10 gün tek bir mermi sıkılmayacak; hiçkimse işe gitmeyecek, arabalarını yolun ortasında bırakacak sistemi kilitleyeceklerdir; sadece 10 gün boyunca tüm insanlık sessizce oturup bekleyecek ve bu parazitler yok olacak, sistemleri çökecektir. 10 günde mahvettikleri 2000 yılı düzelteceğiz.