Evet-Hayır ve Şeref

16 Nisan günü “hayır” çıkacağından emin olmayan var mıydı acaba? Sn. Cumhurbaşkanı dahil; ben, sen, o , biz, hepimiz, hatta sıkı Ak partili onlarca dostumuz; hepimiz “hayır” dedik. Zaferin derin sarhoşluğu içerisinde; abartılmış ve şişirilmiş AA nın verilerini ordan burdan dinlerken, tabi bi yandan başka sosyal medyaya bakarken….. PAT diye, gene evet gene PİSLİK yapılmaya başlandı, ben dahil binlerce kişi YSK nın sitesine girdi ve şu mesajı gördü:ahaişte

Dehşete düşmüştüm tam o an; nasıl olur ya tekrar, tekrar milletinin gözünün içine baka baka nasıl yaparsınız ya. Evet diyeni de Hayır diyeni de adam yerine koymuyorsunuz. Hepimizin birden şerefini aldınız, bedbaht ettiniz bu milleti. YSK ve oradaki satılmışlar vay halinize…Daha neler yapacağınızı düşünmek, tahmin etmek o kadar kolay ki, şeytanın iblisleri tüm ülkeyi ele geçirdiniz. Ammmmmma durun bi az zamanınız kaldı, bu ülkenin evladı, sizin makarna kafalı “okuyup da napacak” dediğiniz bu insanlar ne kadar aşağılık olduğunuzu gördü artık. Kendi seçmen kitleniz tekmeyi basacak size. Sonrasıyla ilgili duyduğunuz endişe ise yüzlerinizden pekala okunuyor.

Şimdi bu vatanda bu bayrağın altında yaşamış, suyunu ekmeğini yiyip içmiş okullarında üniversitelerinde okumuş, sinemasından,müziğinden, dizilerinden, kültüründen ilham almış her vatandaş bu referandumda Anayasaya aykırı davranıldığını dile getirmeli ve referandumun iptali ve yenilenmesi talebi için elinden geleni yapmalıdır.

Bu millet, birilerinin sürekli “milletin iradesi, milletin iradesi” diyerek “milletin iradesini” çaldığını artık anlamış bulunmaktadır. Bu referandumda hile yaptığınızı da elbetteki tüm dünyaya haykıracağız, ne yani öylece sırf sizin canınınz istedi diye ülkemizden vaz mı geçeceğiz? Ekonomiyi bitirdiniz, işsizliğe bak, dövize bak, yiyecek içeceğin fiyatına bak ya, benzine mazota bak dünyada bunlara bizden fazla para veren var mı?? sıfır zart zurt dediniz sayenizde SIFIR dostumuz var; yaw herkesten nasıl nefret edebiliyorsun. Bu ne siyaset be; içinde bir parça İNSANLIK olsaydı keşke; ümmetçiliğin sonu cehennem işte….

Bir de gelmişler “idam” diyorlar, insan kendi sonuna bu kadar hızlı koşar mı ya ?

Toplumsal suçlar işleyen suçluların bırakın idamı; ömürlerinin sonuna kadar, her ay başka bir ilin “teşhir meydanına” diyelim, getirilmeleri ve millet tarafından balgam ve çürük yumurta yağmuruna tutulmaları gerekir. Büyükler küçülere “sen de at küçüğüm senin geleceğini çalacaktı” diyerek olan biteni anlatmalı. Öldüklerinde bu ritüel bitmemeli, özellikle milletiyle dalga geçen, onu küçük gören ve aşağılayan türden toplumsal suçlar işleyenlerin heykeli bu meydanlara getirilmeli.